İyiyim Dediğini Duyar Gibiyim

Bilinir ne usta olduğum içlenmek zanaatında / Canımla besliyorum şu hüznün kuşlarını Cemal Süreya, Ülke İçimde gizli bir yer var. İçimizde gizli ve tanımadığımız bir yer var. O bilmediğimiz, tanımadığımız, daha önce hiç karşılaşmadığımız yer; işler yolundayken, her şey olması gerektiği gibiyken, işler tıkırındayken ortaya çıkmaz. Başarısızlıklar, terk edilişler, ölümler, aldatılmalar sonrasında yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başlar ve içimizde yeni bir “ben” doğmuş olur. Bizi bu dünyaya yeniden getiren, tekâmül sürecimize katkı sunan ve kimliğimizi tamamlayan bu yeni “ben” bana göre o güne kadarki aşikâr benliğimizin en büyük tamamlayıcısı ve ortağıdır. Tam da bu sebepten dolayı kişinin bu dünyada…

Devamını Oku

Karanlık Çökmeden Önce

Belki de adsız bir mezarlıktır insan / Er ya da geç kendine gömülür Ahmet Edip Başaran, Hızır’ı Beklerken Sedyede tavanı izlerken, aklıma Zeynep Tuğçe Karadağ’ın Acile Tek Giden şiirindeki o dizeler geldi. Şöyle diyordu Zeynep: “Gece tek başına acile giden hastayla / Kendisine hiç el sallanmayan yolcu, aynı insandır aslında.” Hayatının tüm önemli ve güzel anlarında tek başına fotoğraf vermek zorunda kalan birisi için olağan şeyler aslında. Bir süredir toparlayamıyorum. Sanki bu dünyada değilmişim gibi. Sanki bu dünyadaki tüm çareler tükenmiş gibi. Bana ne olduğunu tam olarak anlayamıyorum. Üstelik mide bulantım fena halde arttı. Bir an önce gücümü toplayıp ayağa…

Devamını Oku

Dünyanın Sonu

Kitaplarda, sanat eserlerinde ve müzelerde ölümden sonraki hayata inanırım. Orhan Pamuk, Kelimeler ve Resimler Ya dünyanın sonunda değil de her şeyin başındaysak? Ya tüm bu olanlar o ağır romanın giriş bölümüyse ve kahramanımızın başına ilerleyen sayfalarda çok daha tuhaf şeyler gelecekse? Bu, kötü bir rüya ve büyük bir beladan başka ne olabilir ki? Her şeyin sonlu olması büyük bir huzur veriyor artık bana. Başlayan her şey bu dünyada bitecek, iyilikler ve kötülükler, sevinçler ve acılar bir gün hepsi son bulacak. Fakat yazmak bu sona ayak diremek gibi; bir duyguyu, yaşanmışlığı unutmamak ve unutturmamak için duvara atılan derin bir çentik gibi….

Devamını Oku

Yokluğun Terbiyesi: Kayıplar Bize Ne Öğretir?

Kendini kaybetmek de bir yaşam biçimidir.Georges Perec, Uyuyan Adam İnsan, hayatı çoğu zaman süreklilik duygusunun içinde yaşar. Sabah uyandığında dün bıraktığı dünyanın aşağı yukarı aynı yerde durduğunu görmek ister. Sevdiği insanların varlığına, evinin eşyalarına, alıştığı sokaklara, seslere, kokulara, yüzlere, hatta kendi iç ritmine bile sessiz bir güvenle yaslanır. Bu güven duygusu, gündelik hayatın görünmeyen iskeletidir. İnsan çoğu zaman onun sayesinde dağılmadan yaşar; onun sayesinde plan yapar, bekler, sever, biriktirir, erteler, umut eder. Gündelik hayatın tekrarları bize farkında olmadan bir kalıcılık hissi verir. Her sabah aynı kapıdan çıkmak, aynı insanlara selam vermek, aynı masada oturmak, aynı numarayı aradığında aynı sesin cevap…

Devamını Oku

Acıyla Karılmak

Derin bir yara mı taşımaktasın? Bil ki o, bir eşiktir. Carl Gustav Jung, Kırmızı Kitap Yaz, bir cehennem gibi semtimizin üzerine çökmüş vaziyette. O vakitler, tüm gece sokaklarda dolanıp sabaha karşı uyuyor, ikindi vakti uyanıyordum. Sonrasında da zaman zaman Berber İbo’nun Sakızağacı’ndaki dükkânına uğrayıp dünyayı izlerdim. Berber İbo sağlam adamdır, çok terso bir zamanda kendisini riske atıp beni satmadığını asla unutmam. Buraya yazarak da şahitliğimi kaydetmiş olayım. Yeryüzünde en az yer kaplayanların şairi olan Ece Ayhan, Tarlabaşı’nda yaşamış bir dönem, Sakızağacı’nda. Bir Sivil Şairin Ölümü’nde şöyle diyor: “Beyoğlu’nda. Sakızağacı Caddesi’nde, devletin hem dışında, hem de karşısında olarak”. Berberin önüne tabure…

Devamını Oku

Yoldan Geriye Kalan

Ca­nın nereden yanıyorsa, kıyametin orada kopuyor.Nermin Yıldırım, Unutma Dersleri Yaşamın kendini gizlediği, sırlarını sakladığı bazı dönemler vardır. Okuduğumuz, dinlediğimiz, tecrübe ettiğimiz hiçbir şey yaşamı anlamamıza yetmez böyle zamanlarda. İlk kez yola düşen bir yolcu gibi acemice ve tedirginlikle etrafımıza bakarız. İnsanın, tabiatın, gökyüzünün ne olduğunu bilmemize ve daha önce sayısız kez şahit olmamıza rağmen, bu sırların saklandığı dönemde, onlara ve olup bitenlere dair hiçbir şey söyleyemeyiz. Sadece yürürüz. Bir rehber, pusula, harita olmadan, büyük bir belirsizlikle bilinmezliğin kalbine doğru çekingen adımlarla yürürüz. Bazı yollar ve yürüyüşler yazgımızdır. O çekingen adımlardan vazgeçmek, bildiğimiz, aşina olduğumuz, güvendiğimiz yere geri dönmek ve yoldan…

Devamını Oku

Dibe Vurup Dönmeler

Buralara nereden geldiğimi biliyorum, gidecek daha çok yolumun olduğunu da biliyorum ve gerekirse dizlerimin üstünde sürünerek de olsa oraya gideceğim. Jack London, Martin Eden Zemine çarpıp geri dönmek ya da orada parçalanmak, dağılmak. İlkinde yukarı yönlü bir ivme, güçlenerek geri dönüş varken, ikincisinde bütünlüğün bozulması, daha da kötüye gidiş ve belki de bir son gizlidir. Dibe vurduğumuz her olay, bizi yüzeye çıkarmayabilir. Eskisi gibi yaşamak, nefes almak, zorlukların üstesinden gelmek mümkün olmayabilir. Bazı dibe vuruşlar bizi suyun ve hayatın dibine gömebilir; orada boylu boyunca uzanıp eskisinden daha da yaralı ve güçsüz bir şekilde kalabiliriz. Peki ne oluyor da bazıları geri…

Devamını Oku

Burada Duralım

Neden bir yerde tıkandım kaldım? Ahmet Hamdi Tanpınar, Günlükler. Burada duralım. Ve artık her şeyin sonuna gelmiş olalım. Doğmanın, yaşamanın ve ölecek olmanın sonu. İnsanın sonu. İnsan sonlanmayan, nihayeti, ucu, bucağı olmayan bir kuyu. Ölmek yok etmiyor bizi, aksine daha da çoğaltıp bir sonsuzluğa sürüklüyor. Evet, bu bazıları için kelimenin tam anlamıyla bir sürüklenme. Bazı azapların ölmekle tükenmeyeceğine, bitmeyeceğine inanan ruhlar da vardır ve o ruhlar için sonsuzluk büyük bir korku ve haksızlıktır. Dünyada olduğu süre boyunca, yaşamı suratına bir paçavra gibi çarpılmış, içine çektiği her derin nefes sonrası boğazına çökülmüş, kelimenin tam manasıyla gün yüzü görmemiş, anlatılan, yaşanılan güzellikleri…

Devamını Oku

Kıyas Kültüründe Kendin Olmak

Modern insan kendisini bir metaya dönüştürmüştür; yaşam enerjisini, en yüksek kârı getirmesi gereken bir yatırım gibi deneyimler. Erich Fromm, Sevme Sanatı Etrafındaki insanlar ne kadar da başarılılar değil mi? Hepsi güzel bir işe girdi, akademik kariyer yaptı, iyi para kazanıyor, kitap yayınlıyor, güzel çantalar takıyor, evlendiler, eşleri tarafından seviliyor, lüks mekânlarda tatil yapıyor, sürekli Avrupa’nın başkentlerinden fotoğraf paylaşıyorlar. Ciltleri ışıl ışıl, sabahın köründe spor salonuna gidiyorlar, bol su içiyorlar, sağlıklı besleniyorlar. Sanki herkes hayatını yoluna koymuş da sen geride kalmışsın gibi. Bir de kendine bakıyorsun. İşsizsin belki ya da işin var ama üç kuruşa çalıştığın için mutlu değilsin. Ay sonunda…

Devamını Oku

Kendi İçine Dönenlere

Sonra üzerime bir tat geldi, hâlimi kabul geldi, hafriyatla ilgilenmez oldum. Çok da umursamaz oldum. Bu hayatı beğenir oldum, bu hayatın kendisi bana olabilecek hayatların en mânalısı geldi. Şule Gürbüz Kendini, herkesten ve her şeyden nasıl soyutladığını görüyorum. Tüm dost meclislerinden, arkadaş buluşmalarından, hafta sonu gezmelerinden kaçmak istediğinin farkındayım. Birçok ortamda nezaketen bulunuyorsun ya da iş icabı. Zihninde o anlarda dolanan tek şey, bir an önce eve gitme isteği oluyor. O ortamlarda konuşulan şeylerin artık dikkatini çekmediğini fark ettin. Sahi, bu ne zaman başlamıştı? O boş, gereksiz, dedikodudan öteye gitmeyen cümlelerden ne zaman sıkılmıştın ilk? Sanırım yaşadığın o ilk sahici…

Devamını Oku