Çözümlenmemiş Bir Oedipus Kompleksi: Sinek Isırıklarının Müellifi

Bitimsiz varlık aleminde üç tür hayat olduğuna inanıyoruz; ahiret hayatı, kabir hayatı ve dünya hayatı. Ahiret hayatı sonsuzluktur gözümüzde, kabir hayatı bir hassas bir denge, dünya hayatı ise en kısa olanı, bilimsel araştırmalara göre ortalama 65-80 yıl arası. İnanıyoruz ki dünya hayatında yaptığımız iyi kötü ne varsa ahiret hayatımızın belirleyicisi olacaktır ve yine inanıyoruz ki dünya ahiretin tarlasıdır. Bu tarla üzerinde doğup ölüyoruz, sevdiklerimizi bu toprağa gömüp yeni acılar yeşertiyoruz içimizde, ama sonra unutuyoruz bir an, öleceğimizi ve ölmüş olanlarımızı. “Göz açıp kapayıncaya kadar geçip gitti ömrüm” hayıflanmalarını hep taze tutuyoruz rafta, zamanı geldiğinde çıkarıp gururla tüketiyoruz. Ahiret tarlasında yaşadığımızı…

Devamını Oku

Birazdan Kalkacağız

Savaş Sokak’ta 2 odalı bir evde yola çıkma hazırlığı yapıyoruz. Perdeler sonuna kadar açık, akşam ezanı henüz dinmiş, evin içi buz gibi. -İhlas Pazarlama’dan mı almıştın lan bunu? Diye ayağıyla elektrik sobasını gösteriyor Sezgin. Üzerinde binlerce kez sigara yakılan, her yanışın izini üzerinde taşıyan ve varlığı küle bulanan sobadan uyanıyorum. -Neye daldın olum yine? İnsanın ve elektrikli ucuz bir sobanın birbirine bu kadar çok benzemesine diyemiyorum tabi. Sadece “bilmiyorum” diyorum, “bilmiyorum”. -Başladı yine bunun “bilmiyorum” seansları. Kendine gel birader, kendine. Yolumuz uzun ve sana çok ihtiyacımız var. Birilerinin bana ihtiyaç duyuyor olması ne kadar zor ve ağır bir yük benim…

Devamını Oku

İklimin Doğurduğu Yeni Bir Kaygı Türü: Eko-Anksiyete

İnsan, ilk çağlardan beri yaşamını devam ettirmek ve dünyaya hükmetmek için çeşitli yollar denedi ve bu denemeler sonucunda doğayı olumsuz yönde etkiledi, ona zarar verdi. İnsanın doğaya verdiği bu zarar Sanayi Devrimi ile beraber yıkıcı bir ivme kazandı. Bu dönem ile birlikte artan hammadde ve enerji ihtiyacının giderilmesi amacıyla doğal kaynakların aşırı kullanımı, fosil yakıtlara dayalı büyüme anlayışı, yanlış gıda ve hayvancılık uygulamaları ile beraber birçok çevresel sorun ortaya çıktı ve nihayetinde iklim değişikliği yaşanmaya başlandı. Sera gazlarıyla beraber ozon tabakasına zarar verildi ve dünyanın mevcut işleyişi aksamaya başlayarak insanın yeryüzündeki varlığı tehlikeye düştü. Vaktiyle, şaka yollu “Benim kullandığım deodorant…

Devamını Oku

Bataklık ve Lotus Çiçekleri

Bugüne kadar neyi sevdimse seni sevebilmek için sevdim. Paul Celan Hatırladığım son şey kulağımdaki vızıltı. Yaz gelince yerimizde duramayıp evdekilerden gizli mahalleden çocuklarla Kabataş’a gider hem midye toplar hem de doyasıya yüzerdik. Topladığımız midyeleri Mardinli İdris’e satar elimize geçen parayla da kayıntımızı yapardık. O gün hava fena halde sıcak, elimi yine midye kesmiş akan kanı sarı-laci şortuma siliyorum söylenerek. Mahalleye yeni taşınan eleman da bizimle. Yeni dediysem 4-5 aydır beraber takılıyoruz, halimize bakmadan kendimizce yol yordam öğretiyoruz. Mevzudan yıllar sonra helallik istediği için olayın detaylarını anlatamıyorum ama delikanlılığa sığmayacak bir hareket yaptı o gün. Sinkafla yakasından tutup güzelce silkeledim. Nihayetinde…

Devamını Oku

Terapi Odaklı Diziler Bizi İyileştirebilir mi?

Ebeveynlerinizi, sizi yanlış yöne sevk ettikleri için suçlamanın da bir son kullanma tarihi vardır; dümene geçecek yaşta olduğun an, sorumluluk sana aittir. J. K. Rowling   Son dönemde; televizyon ekranlarında, beyaz perdede, kitapçı raflarında karşımıza sıklıkla çıkan terapi ve psikoloji temalı eserlerin/ürünlerin, dönemlik bir modanın veyahut popüler bir tartışmanın sonucu olduğunu varsayabilirsiniz. Fakat burada, daha derinlerde bir ihtiyacın ve karşılanamamış beklentilerin olduğunu düşünüyorum. Evet, bu bir ihtiyaç… Tüm dünyada “çok satan” kitap listelerini incelediğimizde karşımıza muhakkak, kendine yardım (self-help) yani kendi psikolojik problemlerimize kısmi müdahaleyi ya da ruhsal iyileşmeyi vaat eden kitapların çıktığını görüyoruz. Ya da şu anda ülkemizde bir…

Devamını Oku

Kabul Etmenin Şifası

Ona diyorum ki derdini sev, kaderini sev, sana kuyuların karanlığından sonra aydınlığı göstereni sev. Kemal Sayar   Dünyada yaşadığımız hüsranların belki de en büyük sebebi kendimize çok fazla güvenmemiz ve kırılganlığımızı fark etmememizdir. Tüm dünyaya ve hatta evrene aklıyla hükmetmeye çalışan insan, geliştirmiş olduğu teknolojiyle birçok probleme, hastalığa çözüm bulmuş ve kendisini yavaş yavaş kainatın idarecisi haline getirmiştir. Bu kibirli tutum insan ruhunu ve zihnini yavaş yavaş ele geçirerek ona anlamsız bir özgüven vermiştir. Oysa insan zannettiği kadar güçlü, sarsılmaz ve yenilmez değildir. Zayıflıklarımız, çaresizliklerimiz, kırılganlıklarımız vardır ve tüm bunlar aslında bizi insan kılandır. Dünyanın en zengini de olsanız vücudunuzu…

Devamını Oku

Sırasını Kaptırmış Olanlara Birkaç Tavsiye

Balonlar, içi boş şeylerin de bazen yükselebileceğini hatırlatır. Muzaffer Serkan Aydın   Hayat insanın önüne iki şekilde sunulur. İlkinde, altın bir tepside tüm maddi ve manevi imkanlar aile tarafından sağlanmış olur ve çocukluğun, gençliğin, ihtiyarlığın bolluk, bereket içerisinde rahat bir biçimde geçer; ikincisinde ise sadece yaşamak, karnını doyurmak ve kimseye muhtaç olmadan hayat yolculuğunu sürdürmek için ucu bucağı belli olmayan bir maceraya girişmen beklenir. Bu macera, hayatı sadece bir yaşam alanı olarak değil aynı zamanda da bir mücadele alanı olarak görmeni, bunu göze almanı gerektirir. Hayatla sürekli mücadele etmenin ne kadar zor olduğunu, böyle bir yaklaşımın insan ruhuna zarar verebileceğini…

Devamını Oku

Bizden Geriye Ne Kalacak?

Yüreğinde anla ve duy ve başkalarına da duyur. İyilik çok daha üstündür kötülükten. Odysseia, Homeros Zamanın nasıl da hızlı aktığının farkında mısınız? O uzak çocukluğumuz sanki dün gibi. Bayram sabahı saçımızı özenle tarayışımız, komşu çocuğunun bisikletini düşünüp gece gizlice ağlayışımız, okul sıralarında kurulan ama hiçbiri gerçekleşmeyen o hayallere inandığımız zamanlar sanki dün gibi, elimizi uzatsak sanki o günleri tutacak ve hissedecekmişiz gibi. Fakat hepsi geçmişte ve çok uzakta kaldı. Zamanın hepimiz için hızlandığı ve bir daha hiç yavaşlamadığı bir kırılma vakti vardır. İşte o andan sonra zamanı tutamazsın; günler, geceler daha hızlı geçer, büyük bir şaşkınlıkla etrafına bakarsın. Daha önceleri…

Devamını Oku

Derman Sendedir

Geceyi seyrede seyrede öğrendim ki ışık insanın içinde yanmıyorsa yüzüne vurmuyor. Şükrü Erbaş Peki ömrümüzün inmekle bitmeyen bu yokuşlarını ne yapacağız şimdi? “Elbet sonu gelecek, biraz daha sabredeyim” deyip dişimizi biraz daha sıktığımız, göz altlarımızdaki çukurları biraz daha derinleştiren o yokuşlarla nasıl baş edeceğiz bu yorgun bedenlerimizle? Sadece yorgun demek haksızlık olur: Yorgun ve parçalanmış. Şehrin her bir sokağına gömülmüş bir parçası. Aldatıldığında, işten kovulup eve yaya döndüğünde, onu başkasıyla ilk kez gördüğünde, sevdiklerin birkaç kez aynı odada öldüğünde, tersoluktan en yakın arkadaşının nikahına gidemediğinde, her kar yağdığında aynı pencerenin dibinde çiçek açtığında ve onun bunu bir kez olsun görmediğinde…

Devamını Oku

Modern Kültlerin Psikopatloji

Savruluyoruz. Kendimize ve dünyaya dair tutunacak bir şeyler ararken, varmak istediğimiz noktanın uzağına savruluyoruz. Cebimizdeki adresler, yüksek tanıdıklar, bol limitli kredi kartları bile önüne geçemiyor bu savruluşun. Ama bir yandan da içgüdüsel olarak ayak diriyoruz bu istemediğimiz yolculuğa, bizi koruyacak, iyi gelecek, stresimizi azaltıp ruhumuza cennet ferahlığı üfleyecek bir liman arıyoruz. Moda devlerinin ya da teknoloji patronlarının bu arayışa kendilerince esaslı yanıtlar verdiğine şahit oluyoruz. Önerdikleri kış kombinleriyle bambaşka biri olacağımızı, son çıkan dört kameralı cep telefonuyla dünyamızın değişeceğini, o parfümü sıkarsak tüm ilginin bizim üzerimizde toplanacağını inatla ve ısrarla tüm medyada, sokakta, oturma odalarımızda dinliyoruz, inanıyoruz ve söylediklerini uyguluyoruz….

Devamını Oku