Yaşamak, İnat Etmektir

Şimdi bu kadar solmuş durması, vaktiyle pırıl pırıl oluşundan mıdır?Rainer Maria Rilke, Malte Laurids Brigge’nin Notları Yaşarken inat etmeli insan. Kopkoyu bir inat. Kendine güvenmese bile, kendine sımsıkı sarılmalı. Yetersiz, çaresiz, umutsuz hissetse bile, kendi elinden tutup kendini ayağa kaldırmalı. İnandıklarına, değerlerine, sevdiklerine tutunup, onlardan vazgeçmeyip ayak diremeli dünyaya. Aksi halde tükeneceğiz, benliğimiz yok olacak ve kendimizi tanıyamayacağız. Aklını ve kalbini çelecek, seni yolundan döndürecek bin bir türlü masa kurulacak önüne. “Artık hangi çağdayız canım, değiştir şu kafayı” diyerek başlayacaklar söze. İnandığın ve sevdiğin her şeye, her değere eski, modası geçmiş, çağ dışı diyecekler. Bu sözler o kadar çok tekrarlanacak…

Devamını Oku

Kendinden Öteye Savrulanlara

Otuz sene kasap vitrini seyretmiş, lokma yiyememiş kedi gibi, otuz sene dünyayı seyrettim lokma yiyemeden, artık canım da bir şey istemiyor. Şule Gürbüz, Zamanın Farkında Savruluş. Ne kadar güçlü olursan ol, ölüm hep galip gelecektir. Yaşamak dediğimiz şey yakandan tutup seni bir köşeye fırlatacaktır. Sahip olduğumuz hiçbir şey bizi bu taarruzdan koruyamayacaktır. Büyük konuşanlar henüz sınanmamış olanlardır. Acıyı, derdi, yaralanmayı küçük görenler henüz savrulmamış olanlardır. Dünyanın en kolay ve güvenli işlerinden birisi başkalarının derdi üzerinden konuşmak, akıl vermek, kitap yazmaktır. Hiç yoksulluk çekmemiş, âşık olmamış, sevdiklerinin tabutlarını omuzlamamış birisinin dünya hakkında söylediklerini ne ölçüde ciddiye alabiliriz ki? Acının ve yaralanmış…

Devamını Oku

Korkak Tontiş Hocalar

Tavşan korktuğu için kaçmaz, kaçtığı için korkar.Nazım Hikmet Sokakta ne zaman ambulans görsem kanım çekilir. Geçtiğimiz salı günü eve dönerken bizim sokakta bir ambulans gördüm. Biraz daha yaklaştığımda tam da bizim apartmanın önünde durduğunu fark ettim. Adımlarım ve kalp atışım hızlandı. Yaklaştığımda iki genç sağlık çalışanının alt komşumuz Sani Bey’i sedyeyle taşıdıklarını gördüm. Tam apartman kapısına park eden arabalar sebebiyle bir türlü ambulansa geçemiyorlardı. Elimdeki poşetleri kenara bırakıp durumu sordum. Rahat nefes alamıyor ve üç gündür bir şey yemiyormuş. Sedyeyle o aralıktan geçemeyecekleri için müsaade isteyip Sani Bey’in ellerinden tutup kaldırdım ve ambulansa taşıdım. Elleri buz gibiydi, tahmin ettiğimden daha…

Devamını Oku

Savaşı Bitenlere

İnsan, yalnızlığını sessiz çığlıklarla duyurmak ister. Onu duyan birini arar, durur. Ne çığlıkları son bulur ne de arayışı. Sonunda birine uzatır yalnızlığını, adına aşk diyerek. Friedrich Nietzsche, Gezgin ve Gölgesi Her şey büyük bir sessizlikle bitti. Savaş bitti. Tuhaf bir dinginlik bu. Sanki yüzlerce yıldır bir cephede tüm gücümle savaşmış ve gelen tek bir haberle her şeyi orada bırakıp, savaşmayı bırakıp eve dönüyormuşum gibi bir his. Gelen haberi tekrar tekrar okuyorum. Bu haberi bana yollamaya nasıl cesaret edebilirler diye düşünüyorum. Belki de gerçekten savaşın bittiğini söylüyordur bu haber bana. Ve gerçekten de savaş bitmiştir belki de. Böyle bir bitiş beklemiyordum…

Devamını Oku

Her Şey Geçince

İnsan özlemin ne zaman bittiğini tam olarak bilemiyor. Kendi kendine iyileşen bir yara ya da ölüm gibi. İnsan yaranın tam olarak kendisine ne zaman acı vermeyi kestiğini bilmiyor; ya da tam olarak ne zaman öldüğünü. Bir bakıyorsun yaraların iyileşiyor; bir bakıyorsun ölmüşsün. Halldor Laxness, İzlanda’nın Çanı Bugün ilk kez uçan bir balonum oldu. Akşam vakti, hafiften kar serpiştiriyor. Kurtuluş Caddesi’nin başında ihtiyar bir baloncu. Yamalı bir mont ve yeşil, tüylenmiş bir bere. Helal ekmek peşinde koşanlara memleketin verdiği ödül. İhtiyar adam küçük bir çocuğa balon uzatırken balonlardan bir tanesi elinden kaçıyor ve yavaşça göğe doğru yükseliyor. Başını çaresizce göğe dikip…

Devamını Oku

Acıya Takılı Kalmalar

Hüznü gerilerde bırakacağım yaş bir türlü gelmiyor. Behçet Necatigil Hayat her zaman ileriye doğru akan, devam eden, değişen ve gelişen bir olgu değildir. Hayat bazen durur. Dünya, heves, kimlik, arzu, beklenti, sevmek, umut bir yerde takılı kalır. Hatta bu takılma eylemi (bir çiviye, insana, hatıraya, kuru bir ağaç dalına) şiddetli bir biçimde gerçekleşmişse, içimizde, üzerimizde bir şeyler sökülmeye, doğal formunu kaybetmeye başlar. Biz ondan uzaklaşmaya çalıştıkça, sökük, ardımız sıra artmaya, sökülmeye hızla devam eder ve en nihayetinde de ortada bizden, sökükten geriye hiçbir şey kalmaz. Eğer rüzgâr sert esmemişse (ki genelde sert eser böyle zamanlarda) bizden geriye; karışmış, iç içe…

Devamını Oku

Susma Dersleri

Vedanın asaletini kuşanıp gitmek son dileğim. Hüseyin Atlansoy, Kayıp Şiir. Uzun bir yürüyüşün ardından ormanın kalbindeyiz. Hızlıca çevre düzenlemesi yaptıktan sonra çay suyunu kaynatmak için odun topluyoruz. Şimdi ateş başındayız. Müslim Abi yine uzaklarda. İbrahim Abi: “Sana ne oldu? İnsanlardan çok uzak gibisin artık.” diye soruyor. Bir süredir dağlara çıkmıyor ve sessizlikte vakit geçirmiyorduk çünkü. Şaşkınlıkla yüzüne bakıyorum. Bu kadar çabuk nasıl anlayabildiğini düşündüm o an. Sadece “hiç” diyebildim “hiç”. Dün aylardır görüşmediğim ve birbirimizi çok iyi anladığımızı düşündüğüm bir yakınımla oturduk. Benim için her şey yolunda giderken bir anda: “Biz seninle eskiden konuşabiliyorduk” dedi. Fark ettim ki ben sadece…

Devamını Oku

Geciken Kış

Elemlerde bir gizli şefkat var gibidir. Şikayet etmeyenlere, kendilerini güler yüzle karşılayanlara karşı daha az zalim olurlar.Reşat Nuri Güntekin Uzun bir zaman sonra, yeniden merhaba. Kışı beklediğim bir zamanda, tüm bu olanlara rağmen masanın başına oturuşum ve kendimi yeniden yazmaya ikna edişim beni şaşırtıyor. Dünyada en çok kendime şaşırıyorum. En çok kendime hayretle bakıyorum ve en çok kendime küsüyorum, kırılıyorum. Kendime kırgınım. Bu, kırgınlıkların en ağırı belki de. Ama bu şimdinin değil başka zamanın konusu. Yaşarken, bir şeylere tanık tutulmak zorundaymışız gibi geliyor bana. Tüm kaos, karmaşa, bayağılık ve ucuzluğa şahidiz ve de bunlara dair sorulacak soruları bekliyormuşuz gibi: “Olay…

Devamını Oku

Anne Ve Babaların Dikkatine!

ANNE VE BABALARIN DİKKATİNE!HATTA EN ÇOK DA AİLESİNDE, ÇEVRESİNDE ÇOCUK/GENÇ BULUNAN YETİŞKİNLERİN DİKKATİNE! Sevgili yetişkinler lütfen 2-3 dakikanızı bu yazıya ayırın. Weplay, Discord, Kick, Kereste, Reddit gibi uygulamaların, platformların kaçından haberdarsınız? Çocuklarınızın, yakınlarınızın telefonlarında, bilgisayarlarında bu uygulamaların kaçı mevcut? Hangi uygulama kanallarında ne kadar vakit geçiriyor, kimleri takip ediyor biliyor musunuz? Cevabınız “hayırsa” işimiz gerçekten çok zor. Şimdiden söyleyeyim. Çocuk gece yarısı dışarı çıkıp gitmeye çalışsa: “Bu saatte nereye gidiyorsun? Dışarısı it, kopuk dolu” deyip müdahale ederiz. Ama şimdi çocuk odasına kapanıyor ve dışarıda göreceği, karşılaşacağı kötülüğün bin mislini kendi evinde yaşıyor. Çünkü o karanlık dünyada kiminle olduğunu, ne yaptığını,…

Devamını Oku

Otuz Beş Yaş Yankısı

Bugün dünyadaki 35. yılım, doğum günüm. Cahit Sıtkı’nın deyişiyle: “Yolun yarısı”. Bu zamana kadar yaşadıklarımdan, şahit olduğum binlerce hayat hikâyesinden, kendimce okuduğum kitaplardan, dinlediğim müziklerden, izlediğim filmlerden bir terapist olarak şunları öğrendim: İnsan nisyanla malüldür ve fena halde hüzne, hüsrana mahkûmdur. Her hal geçici ve insan gidicidir. Başlayan her şey bitmek içindir. Yalnızlıktan korkma, tek başına kalmayı öğren. Her gününü bir kafede, lokantada, çay bahçesinde geçirme. Evinde kendine ait bir masan, sandalyen olsun. Kendine iyi gelen şeyleri bul ve kapını kapatıp orada derinleş. Yığından ayrılmayı bil. Yığınla yaşadıkça “herhangi birisi” olursun, yığından ayrılınca “birisi”. Yalnızlığını sev ama oraya gömülme. Sıkı…

Devamını Oku