Kalk, Evimize Gidelim

Bizler mâziyi aramıyoruz, mâzide var olup da kaybettiğimiz ve yerine koyamadığımızı arıyoruz.

Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur.


Kalk, evimize gidelim. Eksildik, yorulduk, sağlam kalmış yerlerimizi de parçaladık. Daha güzel manzaralar uğruna kendimizden olduk. Bir şımarıklık için değildi bu yola çıkış ya da daha çok tat almak için değildi dünyadan. Sadece biraz daha rahat nefes almak, kuşları görebilmek, bulutları izleyebilmek ve baharı karşılayabilmek. Tüm istediğimiz buydu.

Bir de şimdi vardığımız yere bak: Peşimize dolanan karanlık, birbirimizden sakladığımız izler, duasız geceler, beklentisiz ve korkuyu unutmuş gözler.

Nerede olduğumuzu bilmiyorum. Nereye varacağımızı da yolun yarısında unuttum. Hatırlarsın, bir yaz günü, vakit akşama doğruydu. Birden gök karardı, her yer karardı, şimşekler ve hiç bitmeyecek gibi yağmaya başlayan yağmur. Sen, bir kuytu bulup saklandın, ben hareket edemedim, tam orta yerde öylece donup kaldım.

Sonrasını anlatmak istemiyorum. Bu sır ve an bende kalsın.

Ama ardından o karanlık dağıldı, yağmur dindi, her yeri sis kapladı. Endişeli gözlerle yanıma koştun ve: “İyi misin?” diyebildin sadece. O koca bedenimle yavaşça yerden doğruldum, elimin tersiyle ağzımdaki kanı sildim, tebessüm ederek: “İyiyim ama etraf çok sisli önümü göremiyorum” dedim. “Emin misin? Şu an her yer aydınlık, karanlık üstümüzden kalktı.” dedin. Ama ben etrafımı bir daha aydınlık olarak hiç görmedim.

Meğer o sis sadece benim yollarımı kaplamış.

Kalk, evimize gidelim. Sen de yorulmadın mı anlaşılmamaktan? Buraların dili çok başka. Söylediklerimiz işitiliyor ama anlaşılmıyor. Bazen herkesin bizi yanlış anladığı zamanlara denk geliriz. Sorunu, ısrarla kendimizde ararız ama sonra fark ederiz ki bizi yanlış anlamak onların işine geliyor, konforlu hissettiriyor. Böyle zamanlarda kendinden şüphe etme, sorgulama. İnandıklarını anlatmaya, kalbindekine sarılmaya devam et. Duyulmamak ve anlaşılmamak; düşlerimizi, düşüncelerimizi ve hislerimizi yanlış kılmaz, asıl yanlışlık, onlara inanmayı bırakmaktır.

Sevdiklerimizin bizi anlamaması bir cehennem. Tüm varlığımızla inandığımız, sevdiğimiz, değer verdiğimiz insanların söylemlerimizi, eylemlerimizi, hislerimizi anlamaması ve hatta bazen yok sayması dünyanın en ağır yaralarından birisi. Çünkü insan bu dünyaya öteki tarafından duyulmaya ve anlaşılmaya gelmiştir. Bu yüzdendir ki anlaşıldığımız, hissedildiğimiz yerde çiçek açarız, başka birisine döneriz, tamamlanmış hissederiz. İnsan, anlaşılmadığı yerin yetimidir.

Sen hiçbir şey söylemesen de hâlini gizlesen de ve hatta hiç görünmesen de seni anlayan, kalbini duyan insanların varlığı büyük bir nimet. Mesafelerden azade, aranızdaki o güçlü bağ sayesinde hâliniz birbirinize geçer. Üzgünlükler, sevinçler, heyecanlar zamandan ve mekândan münezzeh bir şekilde ortak olarak hissedilir, yaşanır. Bu durum dost olmanın, sevgili olmanın, yoldaş olmanın en üst mertebesidir. Aşk, bir kalbin bölünüp iki ruha teslim edilmesidir.

Kalk, evimize gidelim. Biliyorum, yolu kaybettiğim için endişeli ve kızgınsın bana. Bu kadarını ben de beklemezdim. Kendimden bunu beklemezdim. İnsanın en büyük kırgınlığı ve şaşkınlığı genelde kendisinedir. Herkes her şeyi yapar, her hataya bulanır ama insan kendisine güvenir, inanır. Fakat bu sefer hafızam ve yol bilgim beni yanılttı. Hayatıma çöken o sis tüm adresleri, yolları, durakları unutturdu.

Bir şey daha itiraf edebilir miyim? Açıkçası yoldan da pek umudum kalmadı.

Bir gün bir arkadaşım şunları söyledi: “Sürekli yoldan, yolda olmaktan bahsediyorsun ama ya yol diye bir şey yoksa?” Ne demek istediğini artık daha iyi anlıyorum.

Fakat hâlâ peşimdesin, benimlesin. Yola umudum kalmasa, heveslerim tükenmiş olsa da hâlâ bir yere varacağımıza inanıyorsun. Hesapsız ve kitapsız bir şekilde, bir insana inanmak ve bağlanmak böyle yüce bir şey sanırım. Küçükken mahalle büyüklerimizden aldığım en önemli derslerden birisi buydu: Sonu her ne olursa olsun arkadaşını yarı yolda bırakmamak. Biriyle yola çıkmak ona canını, malını, haysiyetini, geleceğini emanet etmektir ve emanet kendi canımızdan bile daha değerlidir.

Yolu unuttum. Nereye, kime gideceğimi unuttum ama tutun sen bana. Kalbimdeki o küçük tılsımın rehberliğine hâlâ inanıyorum.

Kalk, evimize gidelim. Belki yeniden rüya görmeye başlarım. Sadece rüya görmek için uyuduğum geceler, katlandığım günler vardı fakat şimdi rüyalarım benden alındı. O büyük insanlık hazinesiyle bağım koptu. Şimdi sadece derin bir karanlığa kapılıyorum gözlerimi yumduğumda, ömrümden saatler çalınıyormuş gibi hissediyorum o derin uykularda. Sanırım tam da bu yüzden daha az uyuyorum, daha erken uyanıyorum. Şu an saat 03:15, günlerden pazartesi ve benim için gün başladı. Akşam Denizli’ye gideceğim bir seminer için. Tanımadığım ve tanınmadığım yerlerde olmanın sevinci işte yine masamın üzerinde.

Belki yine bir rüya görürüm, ilk kez uyuduğum bir yatakta. Tüm yaralarımdan, kesiklerimden, çamurlarımdan arınmış bir hâlde, çocuk halimle diz çökerim yine sofraya. Babam ölmemiş olur, annem daha genç, ben hiç tanımamış olurum dünyayı ve kendimi (sanırım en çok bunu isterdim). Güneş perdemizden içeri sızıyor, televizyonda neşeli yüzler, annemin ve babamın yüzüne bakmak istiyorum yeniden, o an hepimiz, düşündüğüm, hissettiğim kadar mutlu muyuz diye.

Keşke sadece bu ânı hatırlayabilsem dünyaya dair, okuduklarımdan, yazdıklarımdan, dinlediklerimden ve gördüklerimden sadece bu an kalsa zihnimde. Dünyadan bu an ile göçebilsem ve rüya sonsuza kadar sürse.

“Biz, uzak şeyler konusunda hayal kuyusuyuz.” demişti Rilke. Uzaklara, artık burada olmayanlara, unuttuğumuz yollara dair bitmeyen bir özlem ve düşlerimiz. Sarıldığımız ve kendini en dibinde bulduğumuz o kuyu.

Kalk, evimize gidelim sevgili okur. Benimle ne arıyorsun, bu kelimelerde ne buluyorsun bilmiyorum ama kaybolsak, unutsak, unutulsak, kırılsak bile eve dönüş yollarını aramaya devam edeceğiz. Elbet ait olduğumuz balkonu, bahçeyi, yuvayı bulacağız.

Burada değilse bile cennette.

Bana inan.

1 Yorum

  1. Hümeyra Pak 27 Nisan 2026 at 19:44

    Evet burda olmazsa cennette… Emeğine sağlık hocam…

    Cevapla

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir